AN ve NEFES

Nefes, hayatımızın her alanına hakimdir. 3 yaşında benlik bilincimizin oluşmaya başladığı andan itibaren yavaş yavaş stres, korku ve öfke gibi düşünce karmaşıklığı içinde yanlış nefes almaya başlarız. Bu durum 6 yaşından itibaren daha fazla kendini belli etmektedir. Kendimizi yaratma sürecimiz, düşüncelerle şekillenirken, bu süreç içerisinde düşüncelerimizin esiri haline gelmeye başlıyoruz. Hayatımız, kendi kontrolümüzden çıkıp ergenlik problemleri, üniversite, sonra iş yaşantısı derken gerçekte olduğumuz kişiden uzaklaşmaya başlıyoruz. Bizler, her şeyden önce birey olduğumuzu, kendi hayatımızı kendimizin şekillendirebileceğini unutuyoruz. “An”da kalabilmeyi, “an”ı yaşayabilmeyi çok zor ve bizden uzak olarak görüyoruz.

Anda kalabilmek için nefes takibi yapabilmek, bize çok yardımcı olur. Sadece yaşamak için nefes almak değil, yaşadığımızı hissetmek, kendimiz için bir şeyler yapabiliyor olduğumuzu görmek için doğru nefes almamız gerekmektedir.

Kendi hayatımız için öncelikle yapmamız gereken şey, var olduğumuzu kendimize hissettirebilmemizdir.

Aldığımız nefesin ne kadar önemli olduğunu fark ettiğimizde, onu geliştirmenin de bir o kadar kıymetli olduğunu anlarız.

Nasıl nefes alıp verdiğimiz, bizim psikolojik yapımız hakkında bilgi verir. Nefes kontrolünü sağlamak, hem psikolojimizi, hem olaylara verdiğimiz tepkileri, hem de olayları kontrol edebilmemizi sağlar. Eylemselliğimizi ve eylemsizliğimizi fark ettirip yeni kapılar açar. Hayatın akışkanlığını ve bu akışkanlık içerisinde durduğumuz yeri bize gösterir.

Kendi hayatımızın gözlemcisi olabiliriz. İyi bir gözlemci olursak, olayların akışını da değiştirebiliriz.

Sonuçta ancak, gözlemleyebildiğimiz şeyleri dönüştürebiliriz.

Son Yazılar